crystvllized:

Grunge ☯ follow back similar
@1 month ago with 104829 notes

Zamanım yok. İşte bu cümle bize ağ kurmuş bir örümcek.

Ertelenmiş hayatların bahanesi, ” zamanım yok”.

Zamanım yok, sinemaya gidemeyiz. Evet bugün hava güzel sahilde oturabiliriz, ama zamanım yok. Zamanım yok, dans edemem, müzik dinleyemem, yıldızları seyredemem ateş yakamam, yollar göremem. Onları özledim ama yanlarına gitmeye zamanım yok. Aşık olmak istemiyorum, zamanım yok.

İnsan beş on dakikalığına görebilir sahili. Ortaköy de bi çay kahve içebilir. Güneşin batışına tahtında rakısıyla eşlik edebilir. Yıldızları seyredebilir onlarca hafta sonundan birinde. Kulaklarını o tuş, telefon seslerinden arındabilir arada bir müzik dinleyerek. Özlediklerini kucaklayabilir milyarca dakikalardan birinde. Bir saniye de aşık olabilir insan. Bir saniye de hayat rengarenk veya renksiz olabilir. Aynı gün dünyanın en mutlu insanıyken akşamına kederle yatabilirsin.

Onca zamanı varken kendini hapseden bir varlık insan. Onca duygu oncan renk onca ses onca düş varken hiç birini göremeyecek kadar korkak bir varlık insan. Oysa içimizden gelen sesler, düşünceler. Kalıplaşmış yaşantılardan sıyrılamadı insan. Kulak ardına atılan benliklerin kulak doldurmasıydı, yapılması gereken.

Hayat, bir son getiremediğimiz zaman. Herşeyi yaşamaya fırsat var, sevmeye de üzülmeye de özlemeye de.

Son kez hayatlarınıza bakarken yaşlı değil mutlu gözlerle bakmanız dileğiyle.

Yazan: Kemal Faruk Doğan

@3 months ago

Bugün şarkılar kadar sığ sessiz düşüncelere sahibim. O kadar dolu ki kafamın içi, bi okyanus gibi.

Şu an karanlık sahilimde üstümü başımı çıkarıp atlamak istiyorum denizime. Boğulmak istiyorum yada tüm düşüncelerimi bir bir yakalayıp boğmak. Yeni bir başlangıç yapmak için ölmek mi gerekir. Unutmadığım bir şey daha var, güneş yokken dünya renksizdir, hayat renksizdir, yeşil kırmızı yoktur dünyada siyahtır herşey, Güneşin doğuşu bu yüzden bu kadar güzel..

KEMAL FARUK DOĞAN

@3 months ago

Kum tanesinin yalnızlığı
Sessizliği bozan ufak bir tıkırtı
Zifiri karanlık içinde bir damla ışık
Ve ardında
Yanıtlanamayan sorular
Sorgular…
Mengenede ezilmiş bir ruh
Ölümler, yıkılışlar, yokoluşlar…
Varolmanın varlığını hissedememişlik
Bahtsızlık…
Nedensiz bir hayat
Ve yalnızlık…
Bir ayrılık şarkısının acısı
Ve gözyaşı…
Elemlere gizlenmiş yaşlar
Karanlık

@3 months ago
@5 months ago
@5 months ago

3 Kişilik’siz Opera’syonu



“Hayatın di’ereksiyonunu kavrayıp; dünyaları avuçlayan elleriyle kazaen cinayet işleyenlere…Yalnızlıklarına ve yıkıcılıklarına itafen!…”
           

Üç, çoktur! 
İkiden fazlası her zaman çoktur çünkü.
Güçtür…
Ölçüsüzdür…
Modern masalların anayasası  cinayetle yazılır;
Mayası kanla yoğrulur.
Doğrudur,
Unutmaya beş kala gözleri 
Yıkıma hiç gecikmeyen çirkinliği…
Dur!
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Hep bildiği ama göze alamadığı karanlığına
Bir meşale tutuşturur;
Eğilir bakar - yüzünü buruşturur –
Değişmeyen insanın değişmeyen yazgısına…
Anlar ve anladıkça yeniden boşluğuna tenhalaşır;
Kırgınlığı yasa dönüşür acısı karanlığa…
Üç, çoktur ki düşüşe güdümlüdür!
Zeki Müren riyası gibidir: abartılı,çok sevgili, kışkırtıcı ve yapay
Bitmelidir bu travesti ilişki, bu traji-komik alay!…
***
   “pişmanlığın eşiğindesindir, dönek yalnızlığım
kim bilir,
şimdi hangi  katli vacip acının peşindesindir?”
                    ***
 
kupa As…
“ezilmiş bir gonca gülün hüznü var içimde.
Dayak yemiş,işkence görmüş, susmuş,söylememiş 
Ölmekten ezbere bir sanığın çözülmesi var içimde…
Kim ne derse desin aşk da yaşlandı artık akılda.
Sen ey ruhumun özü, beklemekle ömür tükettiğim, gençliğimi gelebilme ihtimaline fidye verdiğim; 
Neredesin hala?
Yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine keşke. Kirpikler gölgelemek için midir gözlerdeki depremi?
Yahut,
Kirpikler zamanı geldiğinde ortaya çıkacak haini gizlemek için midir?
Kirpikler…kim bilir?
SENİ UYARMIŞTI KUTSAL KİTAP, İNCİL, KUPA AS.
ETKİN DUA ŞÖYLE DER:
“kutsal olanı ve incilerini vahşi hayvanların ve domuzların önüne  sermeyin! Yoksa onları-verdiklerinizi-
ayakları altında parçaladıktan sonra gelip sizi parçalarlar. Çünkü onlar…”
ah kupa As;
düşenler kurar en zorlu tuzağı, aldatmacayı
Onların yüreği karanlık ve kötü, tuzak, kumpas
Tanık olduğum ilk hikaye değil bu,
Son tetik çekişi değil ki hicaz;
Afâki belalarla döşeli çorak yüreklere
Kördün;
sen,
Çocuktun, çoktun…Herkesi kendin gibi sandın
Nice yarım yamalaklıklar ve  nice üzgün ve vurulmuş ve körkütük savrulmuş sevdalar gördün
Zamansızdın,andın, anladın
Aşk, herkes de maya tutmaz ki
Ölüm bile; hak edene sadece kadirşinas!
Ah sevgili tabutum, 
Kabuğum,
Yüreğim kupa As…
İnsan, iki uçurum arası sıfır yükseklikten bile olabilir düzenbaz!

Kupa As;
İnce uzun yüzü yıldız ışıltısı. Hiç kimsedir aslında, baktığında herkestir biraz! 
Gösterişsiz yağmurundan soyunmuş, —varsıllığından-,
Hani neredeyse tam kafiye, yarım cinas
Vurulmuşluğu sevda yanından,insafsız infaz,
Suskusu derin bir iç çekiş, kırgın bir itiraz!
Şimdi sıra sende kupa As,
Anlat sende kendi masalını,
Döksün kelimeler içindeki zehri karışmadan kanına,
Öğrenelim işin aslını esasını!

“Çok kişi vardık. Biri ben, biri kraliçe midas ve bir de Kurt adam…Ayrı ayrı yollardan gelip bir durakta karşılaştık, yok oluşa doğru mavzerlendik,arşınladık anlamsızlığı
işte böyle başladı sonun başlangıcı ve süzüldü elbet yazılacak bir trajedinin  ilk kan damlası!

kraliçe Midas,
gerçek adını kimse bilmez,sakladıklarını anlamaz. Kedi gözleri vardır kurbanları için, kırbaç bakışları-içiyle dışının, tezatlığında bütündür-
dokunduğu her insan ya canlı cenazeye dönüşür, canlı canlı çürür yada –en kötümcül ihtimaldir- bir başka “şey”e- kendisine- dönüşür!
Bu amaçla yaşar; ilmin, şiirin,kelimelerin arsen lüpenliğinden lümpenliğe sürgündür!
Kraliçe Midas; kısmen modern medusa; senfoniktir de biraz.
Yamalanmış cinnetine sureti,
Sur’eti: şehvet tenine yapışmış kara iri puntalı çirkinliğin
Sür-manş’eti!
Kendi ışığı dahi terk etmiş karanlığını, epey de gecikmiş tedavisi dedi ki;
“masal arıyorsan bak biraz…Buraya, gecenin haddini aşan çocuklarına, Arnavut kaldırımlı şehrin teessüflü karşılaşma anlarına bak! Seni yıkıp geçerken bana keyif verecek hayat! Madem ki istiyorsun soyun;
RUHUNUN CESEDİNİ ÇIKARSINLAR YÜREK OKYANUSUNDAN “UNUTABİLMEK” TEK SUN-İ TENEFFÜSÜN OLSUN!
Pro’test manifestodur adı bu defa oyunun, ahmaklığını ispatlayacağım sana; güvendiğin, sevdiğin biriyle hele –ki tamamen gelsin diye sonun!-
…kurtadam…
tanıdığımı sanmıştım hatta emindim ondan. Dönüşümü daha başlamadan sevmiştim onu, hatta O’na inandım, kan’dım
taşranın sıkışmışlığından ancak kendini kurtaran, masum, gözleri çocuk saflığı taşıyan
-geceleri, karanlıkta-fırtına öncesi sessizliğini-kendinden bile saklayan
oymuş meğer; isa’nın yahudası, kraliçe midasın yeni kuklası
ihanetin en bebek yüzü, cinayetin en çirkin canavarı
yani kurtadam, kendi kendinin kurbanı kendi kendine idam!…

anılar!…kafiyesizdir ya bazı acılar!
Mezarsız ölülerin kefeni geceye dönüşür
Islık çalan ruhlarının an’ları ah ne çok şey söyler, ne çok yitiriş büyütür!
Zaman, aman dileyen her yolcunun yoluna dikilir,
Secdesine sökün eden şiirler inadına dürülüp bükülür
Ruhla-yürek atlasının altına –simli sır’lı, insaflı-
Ne çok hayal kırıklığı ve acı gömülür!
Gecedir, sabahtır,akşamdır, gündür
Hayattır!
Açık hedef saçılmış bir dağınıklığın avareliği
İç içe çoğalan aynaların zahiri görüntülere yansır
Birileri birilerinden-hak edemediğinden- uzağa mutlaka sürülür!
Oyundur,pro’testtir, sonu başlangıcı yoktur. zanlılar yaptıklarının biçimsizliğini alır,
Söze düşkün,ihanete yatkın anlama kuşanmış,25 saat 5 mevsim dur-durak bilmeden
“pes” edilene değin sürdürülür!
YANILGININ GÖVDELEŞMESİDİR İNSAN! Kıdemli harflerin saygı durması anlam’a
Kelimelerin cebini boşaltabilen duygunun saflığında ancak mümkündür!
“İNANIYORUM ÖYLEYSE VARIM” dedi kupa as…
kupa As,
gecenin kakülüne sokulmuş elvan-ı kamer
kaideye sükut dökülen söz, gümüş akan anlam:kat’i cevaz!
Ve karşılaştı kupa Asla kraliçe Midas,
İşte böyle start aldı sonun başlangıcı
Sene ikibinbir ortası,hülyalı bir iklim,atmosferi prostatlı!
Kraliçe Midas,
“şah” damarın “mat” rengi,
değdiği yer açılır kıpkızıl ince sızı
sözcüklerden  ağ ören anlam avcısı
sakil bir kara dul,
dokunduğu herkes ya çürür
ya da- en kötümcül ihtimaldir-
kendisine dönüşür!
Dedi ki kupa Asa,
“seni toparlamaya geldim. Aradım taradım,tırmaladım,brifingler verdim veriştirdim. Konferanslar hazırladım
evet evet yalnızdım, tecrit edilmiştim, yenilmiştim. İşin aslı gelişimde gerekçesiz değildim!”
kraliçe Midas,
değdiği yer açılır kara yara, kör kuyu
neşter soluklu konuşmaların havale geçirtici sanal huzuru
kelimelerden ağ kuran anlam avcısı-kendi etini yiyen kendinin karadulu-

ah kupa as,
boşuna dert etme,gam yapma
bedenleri ruhlarından etmişken iflas,
korkunç yaralardan akan ifrazlar gibi ödenecektir her imtiyaz
sen,
vazgeçme kalbinden,aşkın kıblesinden
doğru bildiğinden…
sevgili tabutum,
kabuğum,
yüreğim kupa as…

KURTLARIN KARDEŞLİĞİ KARŞILAŞMA VE İHANETİN HAZIRLANMA SÜRECİ-
B’ölüm iki, ölüm süreli!
Henüz başlıyor yara’tıkların hadsiz sinsiliği

“ bu bir lanet değil, sümbüli ince ayaz bir ayar
apış arasındaki delikten bakarak, görmeye çalışmak dünyayı 
insanı yalnız bırakır,in’sanı sarsar
zaman var,
zamanın kendi lanetli yalnızlığına şehvet
cila çekecek ve işte böyle tasarlanmaya başlayacaktır
tecavüz ve o melun cinayet!
Hadi gel kupa as,
Toparlanalım birlikte, karanlığa uzanalım
Şezlongu atalım şöyle  gecenin en üzerine
Vuralım kendimizi yaşanmış ve yaşanamayacakların dibine dibine!

ARALIKTI. KARA ZEMHERİ BİR AYRILIKTI! O AYRILIKTAN GELECEK OLAN ACIYA KARŞI DUYMAK ZORDU,
KUPA AS HAZIRLIKSIZDI!
YAPTIKLARI KUPA ASA  HAKSIZLIKTAN ÖTE ÇİRKİNLİK, ÖLÜMCÜL BİR ARSIZLIKTI!
Yalnızlığa metres, şehvete esir bir laubalilikte sırıtıyordu ilişkiler
Ah, kupa As
Onlar hiç değişmeyecekler!
Zinhar, cinnete sürgün bütün acıların veliahdıdır hüzne nefesim.
Kalbimin kimliği tescillidir, çıplaklığım tescillidir
Hani tam da mevsimidir-belki bir akşam üstü insan ansızın ölmeye de heveslenir!-
Bilmelisin kupa as,
Kelimelerle de cinayet işlenebilir!
Hayattan çalınma fragmanlar: monologları sahicidir ama içerikleri endişe verici, cinnet geçirtici!
Kraliçe Midas
“çocukluğum olmadı benim hiç! Bebeklerim olmadı. İnsanlarla oynadım bende. Voodoo bebekleri yaptım, ruhlarını cehennemimde yavaşça, temkinle yaktım! Aldattım, aldandım. Evet, ben de tam onu diyordum işte. Aşk, sevgi,dostluk… seni seviyorum. İYİ’LEŞTİM BEN!-pek de iyi bir leş değildi oysa- hastaydım ama “artık” değilim, “artan” değilim, 
sevgi sınanamaz,bendekini kimse kolayca anlayamaz, az az azalıyordun, un-ufalıyordun kraliçe Midas, farkına bile varmıyordun!
Oysa,
Olay yön değiştirmiştir artık. Sahnede ikisi  kalmıştır sadece. Kraliçe Midas ve kupa as.
Kurt adam, kurta dam;cepheden kullanılan basit bir ayrıntıdır, kullanıldıktan sonra fırlatılıp atılmıştır…
Kurt ta taa damm, ihaneti,yalnızlığı ve anlayışsızlığıyla baş başa kendi kaderine ağlayamayacak bir halde;kalacaktır sonsuz lanetiyle-KENDİYLE-
kurtadam…yaka paça hep yek tekme tokat terk! Haklı çıkma çabaları,vicdani mastürbasyonlar,direnişler,yalanlar,inkar etmeler,dedikodular ve riyalar…kurt adam, yaka paça hep yek, tekme tokat terk! Ölüm geriye kalan tek erek! Sor kendine, gücenmeye gücün kaldı mı? Bana demiştin ki,
aşkı dostluğu doğruluğu senden öğrendim!seni bırakmam!intiharı bile düşündüm,seni o kadar o kadar o ka..dar!
Can yakar! Sil! ahengi boz,renge küs,yer ile gök arasındaki tramvaya ezdir kendini,Aşk ile çirkinlik arasındaki travmayı geçir üstüne,sevk et yüreğini,hissettiklerini hissedebileceklerini. Sür, sürül,onursuzlardan,yaptıklarından sökül!
Telaşsız fakat şık,basitçe ama karışık ilence döndür kıbleni ve kurban et gebe yüreğindeki henüz nüvesi atılmış ve gelişmeye başlamış sevda ceninini!
Kurt adam….döktüğü öz kanından beslenen gam!oldu, peki, tamam. Kesmeyelim devam edelim. Kendi kanınızda boğulana kadar,nefesiniz kalmayana kadar,anlamamanın sığlığına tutunup batmayacağınız zannıyla yok olana kadar!
“ne oldu? Üzgün görünüyorsun? Suskunsun, anlamakla-anlamamak arasındaki dehlizde kendi derini mi yüzüyorsun?Görmüyor musun? Seni bu kadar mı kör etmişti seks ve şehvet? Regl kanında yüzer bitkin dostluklar,ilişkiler,sevdalar,sevgiler,aşklar…en önemlisi de gerçekler idare et!”
O KANLA YIKANARAK CİLALANIR UĞRUNA EN DEĞMEYECEK OLANA İŞLENEN CİNAYET!
Kupa As,
Kurt adam, ey kurt-ulamayan-
Kaçırdığın gemilerin korsanların elinde revolver
Tek hedef,tek kurşun,unutulsun, her şey unutulsun
Ölümle kumar olmaz
Battın işte bütün saflığınla ansızın, tüm kanamaların bile artık düzenbaz!
Bir garip boşlukta çiviliyim göz bebeklerimden. Neredeyse kapandı kapanacak içimdeki kara yara
Ruhumda boğdurttuğum asi şehzadelerin mecburi ruhları da sustu susacak
Körkütük bir geçmişin sendeleyen coğrafyasında!
Ne vaatler duymuştum da ben sevgi üzerine aşk itibarlı
Ne yalanlarla ne oyunlarla,tuzaklarla kırbaçlanmıştım
Adlarına utandıklarımdan,
İşlenmiş cinayetleri silme iftira,incelikli hesaplı!
Kupa as,
Fer fecir yüreği sıratın gerildiği bakışlardaki son kalender
Son savaşçı bahadır yahut
Gerçekle düş arasında tehlikeli dengeyi bulmayı uman cambaz
Hayatındaki  herkes mi korkunç yalancı,kötü ve gammaz?
En inceliklisi bile sessizce gidişe bükülü
Kısmi sefih,cüzzi yolcu abbas?
Ah tabutum,
Can kabuğum,
Yüreğim kupa As…
Bu sana son  uyarı son ikaz
İbraz et sen doğanı,uyanışını,dirilişini,haykırışını
Kalmasın hiçbir parçan ayrı ve alacaklı
Kalmasın kupa as,alelekser yekpare,iltibas

Jilet gözlerin attıkları çizikleri tenimde saklardım
Ayıplarını kendimden kayırır,kendilerinden dahi saklardım
Kan ağladım
Aylarca. Yıllarca.
Suret masalları kıvamındaki kötürüm yanılgıların abur cubur ilişkilerin
Sexe peşkeş sevdaların  görkemli enkazları altında…
Ey insan! Ey düşünen en ilkel hayvan!
Duygunun gaz pedalıysa aşk, kazanın öyküsüyse şiir 
Benim de elbet vaktim gelecektir

“şahlanışım isyankar lekesiz tensiz sevişmek
legal olarak varlığında sınanacaktır intihar
yani bir göle başka bir gölü devirerek kavuşmak
bir suç aleti gibi kandan alan rengini 
karanfilin boynu büküklüğünde
mümkün mü olacaktır ancak? 
–bir gülün ter’sine açmasıdır solması
ya olmaması hiç;Olmaması?-

3 yol ayrımı , kim gitsin cinayetleri aydınlanıyor

kurt adam,
ben hayatında bir alıntı çalıntı tırnak içi yalnızlığı 
yahut yanılgısı,
bir dip not belki ben hayatında
ya da sahipsiz beyazına kara kesen bir leke gibi 
düşerek
eklemlerine,ruhunun omuriliğine yerleşen
ve sinir sistemini alt üst eden sevgiye inanışını mahveden 
bir mikrobum
aşktan da kovulmuşum insanlıktan da cüzzamlı bir bedevi
bencilliğiyle evli, bizcillikten dulum!
Sevgim terör, aşk kısmi felç…yakamı –biliyorum- asla bırakmayacak peşimdeki ilenç
Mübahtır bana, müstahaktır
Anlamı yok artıklardan arta kalanlarla yazılan satırlardaki ben
Yanlış kelime yanlış imla!
Dedi kurt adam
Kullanılmışlığı  ayna,
Kaybettiklerinin hala varamadan tam olarak farkına
Yitip gitti kendi  çıkmaz karanlığına
Kraliçe midas;
Kıyametin kişisel dabbetül arzı,yıkıcı yakıcı aldatıcı
Kuzgun karası öfkenin acemi pusu’lası
Hali hazır da çıplaklığın gayri ihtiyari çirkin namı
Düştü yeni kurbanların peşine
Aynı oyunun benzeş türevlerine
Yani gene aynı eksen yine aynı terane
Kim gitsin!di sahiden de
“kaç diye haykırdım. Kaç git buralardan. Son kez yıkasın arındırsın göz yaşlarım bizi. Beli, zayıf cılız bakımsız da olsa bu ihtimali-ki görmeye değecek bu en son riski- göze almalı. Birbirimize bu son şansı tanımalı!
O işte,kralice midas koca bir yalan , inan bana lütfen inan!”

Demişti ki kurt adam,
İnanmak istemiyorum hiçbir sözüne. Yaşanmışlığımıza,paylaştığımız onca şeye,geçmişin katışıksız gerçekliğine…gözyaşına yüreğine sevgine. Ben yaptım seçimimi. yalnız karanlık, dergahım artık benim. Riyayım ben. Yalanım,gammazım ve hainim. Var mı ötesine itirazın? Sen İsa idiysen ben senin yahudanım, ben bunu seçtim, suçsa bütün bu suçu kabullenebilirim!
Döndü kupa as,
Devirdi gözlerini yer atlasına. İçinden tüm olup bitenleri geçirdi. Üstüne saydam bir cinnet geçiriri gibi geçirdi. Bir felç geçirir gibi geçirdi tüm olup bitenleri…
Her sevdiğim dost bir katil, ben her sevdiğimde kurban
Çığlıksız kabullenici kanayan
Büyük yanılgıların gövdeleşmesidir insan
Sigortası yoktur oysa hiç bir yüreğin bir tek buna inan

Kupa as,
Hafif bir elem nadir bir inikas..
Başa sarmayalım,kürek çekmeyelim boşa. Koşa koşa uzaklaşalım. Saklanalım. Teessüflü karşılaşmalara bahis yatırmayalım. Puslu yarınlardan aydınlık ağışan anlardan, umutlardan umulanlardan arananlardan aranıp da bulunamayanlardan bir türlü bulunamayacaklardan  mesela dostlukta mesela aşktan
Hele aşktan
Ele avuca sığmayan sevdalardan
Anlamlardan,anlanamayanlardan,iddialardan hizipçilerden kaypaklıktan riyadan yalandan,oyunlardan ard arda konuşmalardan önden öne koşuşturmalardan itiraflardan irtifa kayıplarından,özürlerden,özür dilemelerden bıktıklardan güneşsiz ufuklardan karanlıktan ufflardan üfflerden dostluktan aşktan
Hele aşktan
Ele avuca sığmayan ama aynı ellerce boğulan sevdalardan,güvenden ve paylaşımdan
Başa sarmayalım,kürek çekmeyelim boşa. Koşa koşa uzaklaşalım. saklanalım. hiç güvenerek insana aklanalım,akıllanalım. Beylik laflardan hissetmeden konuşanlardan aşkı öğrenebileceğini sananlardan kıllanalım kanı sevenlerden uzaklaşalım yokluğu varlığından daha hayırlı olanlardan ışık hızı kendimizi koruyalım
Kupa as,
Yakut bir sancı ihtişamlıdır da biraz…
Masalları çuvalladınız…masala inanmaya gerçeğe nasıl inanabilirdi ki?
Siz,kimliksiz kişiliksiz yalpa yalnız sınıfta kaldınız!çokluğunda kendi çocukluğunuzun da ırzına geçtiniz-en ensest vurgundunuz kendinize- cinayetlerinizle kendinizden geçtiniz…geç!tiniz siz, sizi ben dahil hiç kimse kurt’aramazdı artık bulunduğunuz her yeri kirlettiniz. Ağzınızda kutsallık ışığı överken diliniz kutsal olmayan her şeyle çift’leştiniz. Pislettiniz,kirlettiniz,çirkinleştirdiniz. Kendi kendinizin pimini çektiniz kendi kendiniz ölü ele verdiniz. Lekelediniz. Sevgiyi de böyle katlettiniz, iyi niyeti de, saygıyı da yaşanmışlığı da yaşanmamışlığı da
Siz,
Fesatçılar,idrak safraları,duygu sağırları,aşk körleri,sevda nankörleri nonstop dostluk özürlüler ruh engelliler yürek engebeliler
Siz söz pezevenkleri
Hiçliğin,boşluğun en çirkin en uzaklaştırıcı foseptik molekülleri
Siz, bizliğin en vahim vehametleri cehennemi en aldatıcı külleri iblisin iblisten de öte üyeleri
4 bir yana savruldunuz,dağıldınız. Yalnızsınız,yanlışsınız. Hiçliği yokluğu kazandınız….
oysa ne çok kelimeniz vardı söyleyecek. Ne çok anlamınız vardı ard arda süslü püslü cümlelere devirecek, ne çok azlığınız vardı her pusunuza ekleyecek
ne çok şey bilirdiniz ve katiyyen yetinmezdiniz….
edebi boşlukları da doldurmaya yetmeyecek ne siz ne çirkinliğiniz
çünkü siz her şeyden evvel edeb sizsiniz!
Ben kupa as,
Sanki tedirgin  bir anı yoklar gibi çekinik 
biraz hüzünlü buruk
Biraz rutubetli ve rahat
Şaşırtıcı bir elem,tuhaf bir haz…
Aralıktı. Aykırılıktı. Yorgundu şehir,alımlıydı. Zemheriydi koyu kara
Yürek tırpanıyla,
Usul ölümler biçerdi bahçıvan adı hüzzam sureti rh negatif riya
Sebepsizdiniz…
Ört pas edecek hiçliğiniz bile kalmamıştı elinizde. Huysuz,vahim uygunsuz bir histiniz…

Edebi boşlukları da doldurmaya yetmeyecek çirkinliğiniz
Sayrıksınız,boşluğa tapanlardan ve adına “düş” dediğiniz
Kendi labirentlerinizde minaotrun dönüşümüne eş
Ormanınızın yeşilini kişisel zehrinizle ağıştıramayacak kadar sefilsiniz
Odadaydık. Duman sarısı,küf kokulu bir uzak ülke gurbetiyle sarınmış, ruhumuzu ince incitici ahlara nakşetmiştik sevmiştik yahut sever gibi yapmıştık. Açtığımız ateşin kapılarından sızan da üşütmüştü bizi
Biz ki tinsel mabedlerimizi aşkın üff’iyle yıkar
O yıkıntıda kayboluşumuzun izlerini arar
Yalvarırı coşar ve aklanırdık
Kule de esrarengiz bir canavar
Ki imgesel köprülerini geçtiğimiz kelimelerin anlamlarıyla şahlanır
Ki o anlamlarla vukuu bulur o anlamlarla peydahlanır
Silerdi yüzümüzdeki  buğu perdesindeki saflık damlasını
Her şeydiniz,her şeyi bilirdiniz
Edebi boşluğu da doldurmaya yetmeyecek kelimeleriniz,çirkinliğiniz
Çünkü siz her şeyden evvel edepsizsiniz!
Kasımdı yorgundu şehir yürek tırpanıyla usul ölümler biçerdi bahçevan. Adı hüzzam sureti rh pozitif riya
Sebepsizdiniz. Birer birer örtündüğünüz  kelimelerin hece sayısı kadar bile değildiniz
Huysuz vahşi uygunsuz birer histiniz
Bakışlarınıza nabız gibi vuran  karanlık
Sizi anlamlı ve savunmalı çıkaramayacaktır da artık
 Sessizdiniz. Boşluğa tapanlardan ve adına düş dediğiniz uzun ayar incitici riyalardan,kendi kendinize seyreldiniz
Gecenin kalemi kırdığı uzaktan ya da ölümün fethettiği andan koca bir ünlem eğri bir soru imi-ki çapı yetersizliğiniz- kendi kendinize mahkum oldunuz kendi kendinize bedellendiniz.
Local sevişmelerin genel orospuluğuna vesika çıkardınız sevdayı, mahremin de ırzına geçtiniz 
Şimdi kendi yıkımınızı –gerçekte olduğu gibi çıplak ve çirkin- yek başınıza seyredeceksiniz.
His’senetleriniz karşılıksızdır artık aşkta!
Her şeyi bildiğiniz gibi
Artık…
Bunu da öğrendiniz…


Not:Bu Epik olarak kurgulamaya çalıştığım şiir yazıyı  MEVLANA VE ŞEMS’e; ZÜHRE’YLE TAHİR’E; BÜTÜN ölme trenini kaçırmış sarışın bir cesed gibi aşkın arkasından bakakalanlara adadım…Bu böylece biline.
Güneş Ener

*alıntıdır. 

@5 months ago

Hayat bazen sadece 69 camaro olmalı.

@5 months ago

Kemal Faruk Doğan adlı kullanıcının LinkedIn profilini görüntüleyinKemal Faruk Doğan adlı kullanıcının profilini görüntüleyin

@1 month ago
@3 months ago with 5704 notes

Ben ona güz günlerinde, yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim” baharları zaten birlikte yaşayacağız.

@3 months ago
@4 months ago with 905 notes

Güzel hayallerimi, umutlarımla besleyerek dolanıyorum şimdilerde şehirlerde. Şehirlerle yolculuk ediyorum kendi ülkeme. Kendimi topluyorum geçtiğim yollardan. Kalbimin parçalarını da tamamladıktan sonra birinin gözü gözüme değecek biliyorum, ne yapacağımı bilmesem de olur. Sanırım kırmızı  bir çiçek alırım.

Kemal Faruk Doğan

@5 months ago
BEN GARAVEL BUL BENİ !

BEN GARAVEL BUL BENİ !

@5 months ago

Bazen geceler, şarkılar söyler. Bazen şarkılar kalbimi dinler. Şarkılar kalbinle beraber atmaya başlar. Birden gece olur, geceyi yaşarsın.

@5 months ago